Salih'in Seyir Defteri Kişisel, sessiz ve uysal...

  • Hakkımda
  • Fotoğraf Albümü
  • İletişim

n’oluyor?-3

01 Aralık 2009, by salihozdemir No comments yet
  • Kendi falıma baktım.
  • Uykusuz’un 2010 takvimini aldım. Ocak ayının ilk haftasına ait yaprakta atletli, gecelikli Uykusuz’un pis pis sırıtan maskotu var. Çözemediğim soru olunca bakıyorum, daha bi’ pis sırıtoyor ibne. Kocaman da burnu var. Gıcık herif vesselam…
  • Abim için beğendiğimiz laptop modellerini showroomlarda bulamayınca biraz erteledik. Ben takip etmeyeli neler çıkmış arkadaş. Benim masa üstü bilgisayarım seleron. Normal bildiğin düz seleron. heyçpi’nin bilgisayarları dikkatimi çekti. toşiba da güzel bak. Lakin biz soni alıcaz o ayrı…
  • Kıritiv epe altı yüz otuz kulaklık hediye aldı abim bana. Hep dinleyesim var.
  • Hava yolu ulaşımı çok fena. Sis var diye saatlerce rötar yaptı abimin uçağı. Ben korktum ama diğerlerine çaktırmadım tabi. Uçakla seyehat etmek zenginlere has sanırdım fakat öyle değil. Fakir-görünümlü- insanlar da indi içinden uçağın. Parayla imanın kimde olduğu bilinmez dersen o apayrı.
  • Abim kapıdan çıkarken kalabalığı “Hocama yol açın! Fatih Hocam!” diye bağırarak yardım. Az çok tanıyan bilir, kolayca tahayyül edebilir o halimi.
  • Paylaşımlı ekran kartının ne olduğunu anlamadım.
  • Hosting sağlayıcım benden habersiz bakıma falan giriyor. Kendi kafasına göre takılıyor. Ola ki “oha çökmüş” dersiniz, çok kırılırım, gücenirim. Çökmez bu site.(Büyük konuştum.)
  • “Öznel şarkı” deyimini uydururken Osman yanımdaydı. Hatırlar, bilir.
  • Hutbede hoca “hınzır gribi” dedi. Geçmişlerinin ruhuna bi’ Fatiha okudum, ezberden.
  • Çok fena iki mısra yazmışım kafiyeli falan. Lakin insanın yazıp yayınlayası, okutası gelmiyor.
  • Kendi falımda uçan kuş gördüm. Parti sembolu var hani-hangisi bilemedim- onun gibi aynı. Hayrola…
  • Kuzenlerin “şu ne güzelmiş” dediği her eşyamın hediye olduğunu söyledim. İnanmadılar tabi…
  • Ayşenaz’ı mandalina kabuğunun yendiğine “bu yeniyo ki, çok tatlı bak” diyerek ikna ettim. Biraz ısırdı sonra tükürdü.
  • Geçen gün odamın kapısını kilitleyip dışarı çıktım. Annem diğer odaların anahtarlarını tek tek deneyip uygun olanını bulmuş, odayı açmış. Sen misin, bende benimki hariç diğer bütün anahtarları yuttum.
  • Bayram tatilinde emanet kuş bıraktılar eve, muhabbet kuşu. Heveslendim. Lakin bunlar karı kocaymış sanki. Nasıl da mutlular birbirleriyle. Açıyorum kafesi hiç ekşın yok. Yanlarına geliyorum bin türlü şebeklik yapıyorum birbirlerine bakışıp gülüşüyorlar. Gülüşme derken kıkırdama gibi. Az bi’ korkutmaya kalksan üst üste çıkıp birbirlerini savunuyorlar. Yanlarından gidince de birbirlerine ötüp cilveleşiyorlar. Nasıl kıskandım bilemezsiniz a dostlar. Emanet olmasa kıyardım canlarına. Yada birini azad ederdim, kafes kuşu olduğu için ölürdü o. Diğeri de bana kalırdı. Gerçi kahrından ölüyomuş onlar eşi gidince. Yahu canı var küçücük şeyin, akıl alır mı? Almaz. Ne biçim de sevimli. Vazgeçtim, kısacık ömürlerinde mutlu yaşasınlar.
  • Kontörüm yok. Bayram mesajı çeken arkadaşlara karşılık veremedim. Hoşgörünüze sığınıyorum.
  • Sevgiyle.

katsayı var

01 Aralık 2009, by salihozdemir No comments yet

Katsayı

Araya bayram girdi, yazamadık.

Şu katsayı meselesini…

*
Vicdanının sesini dinlediğini iddia eden bazı arkadaşlar, “Neden imam hatiplere, meslek liselerine katsayı engeli olsun? Her vatandaş eşit değil mi, bu nasıl adalet?” diye soruyor.

*
Halbuki vicdan, adaletli olmalı.
*
Düz liseye giden çocuk, risk alıyor. Moda deyimle, “risk grubunda”dır… Üniversiteyi kazandı kazandı… Kazanamadı, mesleksiz kalıyor, ayazda… Dolayısıyla bu aldığı riskin bir ödülü olmalı: Katsayı avantajı.

*
Meslek lisesini tercih eden çocuk, düz liseye gidenin aldığı riski almıyor. Üniversiteyi kazandı kazandı… Kazanamadı, altın bileziği, mesleği var. Haliyle, iş bulma şansı da var.
*
İmam hatibi tercih eden çocuk ise… Hem düz liseye gidenin göze aldığı riski almıyor, hem de, meslek lisesine gidenlere göre avantajlı. Çünkü, üniversiteyi kazandı kazandı… Kazanamadı, imam olarak, işi garanti, devlet güvencesiyle başlıyor. Dolayısıyla, göze almaya korktuğu riskin, bir ceremesi olmalı… O da, katsayı dezavantajı.

*
(Aslına bakarsanız, imam hatiplerin yolunu açmak için, tüm meslek liselerinin aynı kapsamda değerlendirilmesi de yanlış… Meslek lisesini bitiren çocuğun mesleği var ama, işi garanti değil… Devlet baba, imamlar gibi banko işe almıyor, elektrikçileri, tornacıları… Bu nedenle, meslek lisesini bitirenlerin katsayısı, düz liseden az, imam hatiplerden çok olmalı.)
*
Sıkışınca da diyorlar ki:

“İmam hatibe gitsin, fena mı, dinini öğrensin, dinini bilen doktorlar, avukatlar olsun.”
*
Boşver sen doktoru moktoru, Cumhurbaşkanımız mesela, düz lise mezunu… Dinini bilmiyor mu? Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç, düz lise mezunu… Namaz kıldıramaz mı?
*
Katsayı engel değildir…

Aksine, adalettir.
*
Ve, vicdanının sesini dinlediğini iddia eden arkadaşların sormadığı soru şudur: “Cami sayısı belliyken, memleketin bu kat be katsayıda imama ihtiyacı var mı?”

Yılmaz Özdil diye bi’ eleman yazmış bunu. Burda alenen hakaret etmek olmaz di’ mi? Olmaz. Fakat bu adam sanki yabancı bi’ ülkeden hatta evrenden gelmiş gibi arkadaş. Sanki adam bu ülkede eğitim görmemiş, kulaktan dolma şeyler üzerine konuşuyor gibi. Hatta aynen öyle. Zaten beyni de duydukları ve okuduklarını tek yönlü yorumlamaya(yanlı) alışık olduğundan sorun yaşamamış arkadaş. Vicdan falan deyip damardan girmeye çalışmış ama olmamış. Olmamış yahu…

Okudum, götümle güldüm. Adamın adını da ezberledim. Birisi “aha bak şu Yılmaz Özdül, Hürriyet yazarı” diye işaret etse gider ensesine bi’ şaplak atarım. Şiddetle çözülmez o ayrı…

kurban oldum

28 Kasım 2009, by salihozdemir No comments yet
  • Kurban bayramının ilk günü yorucu geçiyor. Günün sonunda “yorulduk ama kazasız belasız hallettik. ibadettir bu, yorulması da olacak. Allah rızası için…” diyen bi’ anne anneniz yoksa bütün gün boşuna çalışmış gibi hissedersiniz. O lafı söylemek ve artık bu işe son noktayı koymak gerekir. Zira baba anneler de olur, dede de olur.
  • Kafamı geri doğru çekiyor olmama rağmen küçük bi’ baltanın (nacak) hafif bir darbesiyle başımda bir çizik oluştu. Tabi bunu kimse kazadan saymadı, saymaz. Ben ölmedim çünkü. Ölsem bunları yazamazdım da…
  • Evde 2 büyük aile, anne annem, dayım olmasına rağmen ev tam istediğim gibiydi. Kalabalık ama herhangi bi’ kalabalık değil. Özlenmiş kalabalık, biraz daha kalsaydınız denilebilecek en geniş çevrem bu grup sanırım.Dayım çok fena anılarını da anlattı. Karanlık bi’ insanmış gençliğinde. Annem de doğruladı.
  • Kurban kesilirken et isteyeme gelen insan adabıyla istedi mi içim acımıyor değil. Zaten makul durumlarda bizimkiler esirgemiyor. Lakin adam yanına kadar gelip işi dilenciliğe vurduğu zaman ben kıllanıyorum. Bakıyorum sadece ben kıllanmamışım. Ortamda herkes kıllanmış. “Yok yok…” diyorum sadece. O da bu tavrından dolayı çok kovulmuş olsagerek direnmiyor.
  • Kurban kesen insan gün bittikten sonra çayırlara çimenlere çıkartılmalı. Sinir stres yaşatma o adama..! Bıçağı buldu mu tek hareketle çöker boynuna. Tekbir falan anlamaz girer. Az şansın varsa abdestsizdir, olmazdır.
  • Hayvan öldükten sonra haline kimse yanmıyor. Hele eve yollanan kavurmalık et sanki peynirmiş gibi. E hayvanı daha şimdi kestik belki hücreleri bile canlıyken onun karşısında kendi etini mi yiyeceğiz? Valla ben çok açtım.
  • Haberlerde kurban fora. Adam karnına bacağına falan sokmuş bıçağı. “Acemi kasap” diyorlar hastenede adama “ben acemi değlüm yoouv 30 yıldır kesiyom.” diyo. 30 yıldır öğrenememişsin demek. Elini falan kes de nası’ soktun kendine.
  • Abime laptop alacağız. Marka önerilerine açığım. Ben takip etmeyeli çok değişmiş. Markadan ziyade mağaza önerilerinizi de bekliyorum.

abercrombie’nin okunuşu

25 Kasım 2009, by salihozdemir 4 comments

Bilmiyorum.

benden başka

24 Kasım 2009, by salihozdemir No comments yet
  • Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
  • Bilgi mümkün müdür Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları?
  • Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir?
  • Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
  • Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir? (“L.N. Tolstoy – Sanat Nedir?” adlı kitap)
  • Estetik izafi midir? Belirli sınırları var mıdır?
  • Din kavramının kökeni nedir? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır? Tanrı var mıdır?
  • Varlık, zaman ve mekan arasında ne tür bir bağ vardır? Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?

Vikipediye felsefe yazdım bana “Felsefenin Konuları” dedi. Arkadaş ben bu soruların hiçbirinin cevabını hayatım boyunca bir kez bile merak etmedim Gerçek nedir diye sormadım hiç kendime. Felsefe denen uğraşın hiçbi’ işe yaramadığını savunuyorum ben. Savunmuyorum hatta niye savunayım ki. Kimse bana “felsefeyle ilgilenir misin?” diye sormaz ki… Sormadı yani. Ben de kimseye sormadım.

Yok efendim, “Ee felsefeyi göz ardı edemezsin!”cileri de yanaklarından öpüyorum. Bu bir ayar bana kalırsa. Felsefi soruların döngüsünde kaybolan felsefi kitaplar okuyarak ayan bi’ insanla tanışsaydım belki böyle böyle yazmadım. Bak şimdi ben kendime soruyorum. “Bildiğimizi nasıl biliriz?” akabinde cevaplıyorum; “Olum siktirgit işin gücün yok mu senin..?”

Ben böylesine sığ bir insanımdır belki de. Hiç temellendirme falan yapmadım. Tutarlı da değil yazdıklarım. Öyleyse ben filozof olmam ki, istemem çünkü. Filozof demeyelim de felsefeyle ilgilenmem diyelim. Hiç merak etmediğim şeylerle uğraşan ve beni geçmişiyle yahut geleceğiyle uzaktan yakından alakadar etmeyen bu şeyi-şey evet. bilim falan değil. resmen şey gibi bi’ şey- ben neden dert edeyim. Dert ettim işte.

Şimdi sözün özüne gelirsek, ben felsefe nedir bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Bu benim kanaatimde olmalı çünkü yukarda bahsi geçen soruların cevabını bulamamak için beynimi yormam ben.Yahu akıllı varlığız biz.Varlık nedir ne demek? Adamsın, o kadar düşünüyorsun bari cevabını bul da biz de işaretleyelim… Düşündükçe cevabı bulamıyorsun madem daha ne diretiyorsun filozof.  “Felsefe bitti, dağılın artık!” deyiver bizi de rahatlat…

Bana bugün böyle soru sordular ben de sinirlendim:

Dünyada kötülükten bahsedebiliriz. Bu normal bir durumdur aslında;  çünkü insan iyiyi ister, iyiye yönelir; ama iyinin ve kötünün ne olduğunu bilemez. İnsan eğer iyinin ve kötünün neler olduğunu bilmiyorsa iyiyi istemiş yada kötüyü istemiş ne farkeder? İnsan yolunu bilgi ile aydınlatmalıdır. Yoksa kötülük normalleşir.

bill gates beni sevdi

24 Kasım 2009, by salihozdemir No comments yet

“bir arkadaşımdan, avukat olan arkadaşımdan geliyor ve iyi bir fırsat gibi görünüyor. O, doğru diyorsa gerçekten doğrudur. En azından insanın kaybedecek bir şeyi yok.  Bana şunları anlattı: avukatım ve yasaları biliyorum. Bu bir gerçek. Aldanmayın, aol ve Intel, aynı pepsicola`nın kısa süre önce general elektrik ile yaptığı gibi, mahkeme karşısına çıkmaktan ve milyonluk tazminatlardan korktukları için sözlerini tutuyorlar. Sevgili arkadaşlar lütfen bunu bir şaka olarak görmeyin. Bill Gates şu an servetini dağıtıyor. Buna karşılık vermezseniz ileride bunun için pişman olabilirsiniz. Windows hala en sık kullanılan program. Microsoft ve aol şu an bu metin ile bir deney yapıyorlar (e-mail beta test). Bu maili arkadaşlarınıza gönderdiğinizde Microsoft iki hafta boyunca izini sürebilir ve sürecektir. Bu maili ileten her kişi için Microsoft 245 Euro ödeyecektir. Bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için Microsoft 243 Euro ödeyecektir. Bu maili alan üçüncü kişi için ise Microsoft 241 Euro ödeyecektir. İki hafta sonra Microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz amacıyla size  ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir. Saygılarımla,

Matematik Öğretmeni
Ahmet Dipici
Sümer Mah. 3. Cad. No:2
Nevşehir-05059261411
mailto: ahmetdipici@hotmail.com
bunu kandırmaca gibi düşündüm,fakat bu maili aldıktan ve ilettikten iki hafta sonra
microsoft benden posta adresimi istedi ve 24800 euro`nun üzerinde bir çek aldım. Bu test bitmeden önce cevap vermelisiniz. Sizden biri bu imkâna sahipse bunu değerlendirsin. Bill Gates için bunlar bir reklam kampanyasının masrafları. Lütfen bu maili
mümkün olduğu kadar çok insana iletin. En azından 10000 Euro almanız gerekir. Bize de bir faydası olmasaydı bu mailin iletilmesine katkıda bulunmazdık. Babamın bir tanıdığı birkaç ay önce buraya kendini ekledi. Onu en son gördüğümde bana çekini gösterdi. Üzerindeki tutar, toplam olarak 4324,44 euro idi.  Intel için çalışan, yakın arkadaşlarımın teyzesi patricia teyze daha yeni bu mailin iletilmesi için 4543,23 Euro`luk  bir çek aldı. Dediğim gibi yasayı tanıyorum ve ıntel ve aol`in kendilerini dünya çapındaki en büyük hizmet şirketi yapacak bir füzyon üzerinde çalıştıkları doğru ve en çok kullanılan program olduklarını garantilemek için bu testi uyguluyorlar.

S A Y G I L A R I M L A
M.Nihat DOĞUALP
Beden Eğitimi Öğretmeni
Bilkent Üniversitesi
Turnuvalar Koordinatörü
0 532 337 89 25
0 505 359 00 21″

Yazıyı sonuna kadar okudum. Bi’ arkadaşımdan geldiği için çok fazla yorum yapmak istemiyorum lakin ben buna inanmadım. İnanan insana da şaşırdım. Belki de dalgasına yolladı emin değilim…

ağlamak üzerine

23 Kasım 2009, by salihozdemir No comments yet

Kötü, makyajın akıyor!

« First‹ Previous4546474849Next ›Last »

Kategoriler

  • Ben Ettim Sen Etme (1)
  • Benekli (4)
  • Beyin (4)
  • Bilgi (4)
  • Ciddi (12)
  • Diyalog (5)
  • Duygu (28)
  • Genel (2)
  • Gereksiz (22)
  • Gündem-Yorum (3)
  • Hatıra Defteri (6)
  • Mızmız (17)
  • Müzik (15)
  • Seyir Defteri (48)
  • Şiir (4)
  • Teknik (5)
  • Tırnak İçi (6)
  • Yasadışı Paylaşım (2)

Arşiv

  • Mayıs 2012 (5)
  • Nisan 2012 (9)
  • Mart 2012 (3)
  • Şubat 2012 (8)
  • Ocak 2012 (16)
  • Kasım 2011 (4)
  • Ekim 2011 (5)
  • Eylül 2011 (6)
  • Ağustos 2011 (16)
  • Temmuz 2011 (4)
  • Haziran 2011 (6)
  • Mayıs 2011 (6)
  • Nisan 2011 (10)
  • Mart 2011 (5)
  • Şubat 2011 (12)
  • Ocak 2011 (25)
  • Aralık 2010 (18)
  • Kasım 2010 (13)
  • Ekim 2010 (10)
  • Eylül 2010 (14)
  • Ağustos 2010 (15)
  • Temmuz 2010 (14)
  • Haziran 2010 (12)
  • Mayıs 2010 (6)
  • Nisan 2010 (8)
  • Mart 2010 (14)
  • Şubat 2010 (19)
  • Ocak 2010 (22)
  • Aralık 2009 (19)
  • Kasım 2009 (21)

Peşimi Bırakma

 Facebook Twitter YouTube Tumblr RSS E-mail

RSS Uçan Kurabiye

  • arkadaş edindim ! 22 Şubat 2012 Nü
  • Söyleniyorum işte. 20 Şubat 2012 Nü
  • Bizde niye yok? 16 Ocak 2012 Nü
  • Salih’e giderken. 13 Ocak 2012 Nü
  • Salih gelirken… 13 Ocak 2012 Nü
  • Adamlar ciddi. 12 Ocak 2012 Nü
  • aynen böyle söyledi. 11 Ocak 2012 Nü
  • Kendime. 10 Ocak 2012 Nü
  • Bir derdim var. 05 Ocak 2012 Nü
  • Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişini Kazanaaaaan… 22 Aralık 2011 Nü

Giriş

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

Hemen Ulaş

* Required field

Etiketler

0mü 0mü not sorgulama 19 mayıs üniversitesi not sorgulama ahtapot çizimleri ahtapot çizimleri etiketi balıklar balık ve insan arkadaşlığı benekli benekli denizde hikayesi benekli ve ceren bilmök 2012 foto salih ozdemir net hey hey hey hikaye insanlar light in babylon albüm light in babylon albüm indir light in babylon indir nazım not sorgulama omü omunot omü omü not omü not sorgulama omü not sorgulaması omü öğrenci sorgulama ondokuz mayıs üniversitesi pornolar pornosu porno .öğrenci room eleven salih in seyir salihin seyir defteri salih özdemir salih özdemir savaşın olumlu olumsuz etkileri samsun samsun da yağmur scarface süperonline ttnet XML ayrıştırma hatası: xml işleme komutu harici varlığın başında değil çocuk masalı ölüm pornosu indir öğrenci işleri şiir
Yazılar ve içerdiği düşünceler şahsidir ve fikir hürriyetiyle korunur. Hakları saklanamaz.