Salih'in Seyir Defteri Kişisel, sessiz ve uysal...

  • Hakkımda
  • Fotoğraf Albümü
  • İletişim

Tırnak İçi

polemiksiz türkiye asidi kaçmış kolaya benzer!

02 Şubat 2012, by salihozdemir No comments yet

A. Necdet Sezer-Bülent Ecevit: Ecevit, ilk fırsatta Sezerin yetkilerini sıkacak. Bununla da kalmayıp Sezer’in sesinin de kısılması için TÜBiTAK’tan uzman görüşü isteyecek. Ayrıca Curnhurbaşkanı’nın Köşk’ü terk edip Cincin Bağları’nda iki göz bir eve taşınması için Meclis olağanüstü toplanacak. Kargaşayı fırsat bilen Bahçeli, başkentin yeniden Söğüt olması için uğraş verecek. Sezer, resmİ polemiği başlatan kararname krizini çözmek için Fethullah Gülen’i Diyanet İşleri’ne muhasebeci memur olarak alacak. Böylece Ecevit, gönül dostu Fethullah Hoca işten atılmasın diye kararnameyi geri çekecek. Ortam tam yumuşadı sanılırken, Sezer’in haftalık olağan görüşme sırasında Başbakan’ın liklerini sayıp tutanağa geçirmesi üzerine aralan yine bozulacak. Ecevitler, bir süre Demirel’in Güniz Sokak’taki evine çekilip kafa dinleyecek, nostalji yaşayacak. Rahşan Ecevit’le Nazmiye Demirel’in zapping yüzünden kavga etmeleri üzerine Güniz Sokak’tan da ayrılacak olan Ecevit, başbakanlıktan istifa edecek ve Kuzey Kıbrıs’ta mavi güvercin üreten bir çiftlik açacak. Sezer ise tasarruf alışkanlığını sürdürecek, Anayasa’yı kaldırıp yerine Ablayasa’yı getirecek.

İbrahim Tatlıses-Reha Muhtar: İbrahim Tatlıses, tehdit olayını abartacak ve “Yıkılsın Stüdyolar” adlı bir şarkı yapacak:

Bozduysanız kadınımla aramı
Reyting uğruna kanattıysanız yaramı
Çıkar ortaya uzuv, ak mı kara mı
Kırılsın çeneler, yıkılsın stüdyolar!
40 yiğenim, 600 çalışanım var benim
Global ortamda sıkı sanım var benim
İbo yıkılmaz, dokuz canım var benim
Kırılsın çeneler, yıkılsın stüdyolar!

İbo, bu şarkıya yapacağı klipte, Reha Muhtar’ın bir benzerini bulacak ve imitasyon Reha’yı Atina sokaklarında amansızca dövecek. Klibin finalinde imitasyon Reha, Yunan vatandaşlığına geçecek.

(…)

V.Özdemiroğlu – Selam Dünyalı Ben Türküm

hanzala

13 Ocak 2012, by salihozdemir No comments yet

hanzala

ben hanzala. babamın adı: önemli değil. annemin adı: nakba (filistinliler işgalin ardından filistin topraklarında israil devleti’nin ilan edildiği 15 mayıs 1948’i nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar.) kız kardeşimin adı: fatıma. ayakkabı numaram: bilinmiyor. çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.

Naci Ali

ey büyük ata

03 Eylül 2011, by salihozdemir No comments yet

Ey Büyük Ata,
Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

Ey Türk’ün büyük Ata’sı !
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Türk Gençliği

Sevr Antlaşması‘ndan başka, altında bu kadar taşaklı bir cemiyetin imzası olan bu denli büyük bir palavra duymamıştım. İroni değil, apaçık gerçek. Bize hayat amacımız edinmemiz uygun görülen vazifelere bir bakın. Bir de içinde bulunduğumuz vaziyete… Bu haldeyken, hep bir ağızdan bu nutku okusak, biz gençliğe, bu beter haldeki biz gençliğe inanır mısınız?..

“Cevabımın şiddetinden susuyorum.”

Üstad N.F. Kısakürek

lan!

13 Haziran 2011, by salihozdemir No comments yet

Saf ve masum rolü yapan, aynı anda 2-3 kızdan hoşlanıp hepsiyle takılan, telefon rehberi kaşar dolu olan, kaşarlarla takılıp kendini bi bok sanan, terk edilince köpek olup yalvaran, kafası çalışmayıpda az konuşunca zeki olunduğunu zanneden, milyarlık telefonla dolaşıp ayda 10 miLyonluk kontör bile almadığı halde 700 milLyon telefon faturası ödemiş edasıyla dolaşan, Tipsiz oLduğu halde kendini dünya yakışıklısı sanıp burnundan kıL aldırmayan götü tavan yapmış, Kız tavlıcam die kendini rezil eden, insan gibi konuşmayı bilmeyipte lanLu lunLu konuşan, akşama kadar evde yiyip-içip-sıçıp-yatıp-nete takılıp , akşam dışarı çıkıp kendini cool sanan, meze olupta ortamda akmaya calısan… tüm ERKEKLER ALLah’a yakın bana uzak olsun . . .

Tamam mı beyler?!

kanıtlı çift

31 Mayıs 2011, by salihozdemir No comments yet

Biz de tartışıyoruz.
Birbirimize trip atıyoruz. Sonra konuşuyoruz biraz da öpüşüp barışıyoruz. Bazen konuştuktan sonra öpüşmeden de barışabiliyoruz. Hatta şöyle bile olabiliyor; konuşuyoruz ve sonra birbirimize vuruyoruz. Gülüyoruz ve barışıyoruz. Böyle şeyler falan.

Ben biraz daha kıskancım ona göre mesela.
O şort giyerse ben de giyiyorum. Ben etek giydiğimde o beni kıskanmadığı için şort giymeye devam ediyor.

Ortak yönlerimiz de yok değil.
Yalnıca birlikteyken Burger King’e gidip yemek yiyoruz. Uzak olduğumuz zamanlarda ise mümkün olabildiğince aç geziyoruz. İkimiz de beceriksiziz hem. Ben bateri çalamıyorum; o da şarkı söyleyemiyor. Yine de stüdyoya gidip eğleniyoruz.
Bu arada Varan Turizm’e teşekkür ediyoruz. Artık en çok bir hafta karnımız yarı tok gezebileceğiz.

Birbirimizi solda sıfır bırakıp ezen yeteneklerimiz de var üstelik.
O hamurdan insan yapabiliyor muazzam şekilde; bense çok sessiz uyuyabiliyorum.

İşbirliği yaptığımız da oluyor arada sırada.
Yemek yapmak,duş almak,bisiklete binmek,yemek yemek,tavla oynamak,uyumak vb. Bunlar hep işbirliği, hep.
Valla.

“Ulan vay anasını avradını, siz birbirinizi nerden buldunuz lan ibneler ?!” diyenlere,
-İnternetten, esprisini bile yapıyoruz.

(…)

Sıkıntıdan odada oturup bacağımdaki tüyleri cımbızla yoluyoruz. Oysa bu sırada ikimiz de sinemaya gitmek için deliriyoruz da hıncımızı kıldan tüyden çıkarıyoruz.

Kavga konusunda çok hassasız.
Sık sık kavgayla karşılaşmadığımız için kavga anında işi gücü bırakıp en yakın yerden çekirdek alıyoruz ve kavgayı çekirdek çitleyerek izliyoruz.

Biz de her çift gibi birbirimize çok yakışıyoruz.

Not: Önce benim ismimi sonra onun ismini bitişik yazdığımız zaman arada kalan aynı heceden birini düşürüp ortak bir isim elde edebiliyoruz. Sevimli bir kelime oyunuyla çift feysbuk hesabı dahi açabiliyoruz. Her çiftten daha çiftiz bu yönümüzle. Öyle yani.

Kişisek not: Benim adım Nisa. Onun adı Salih. Şimdi isimlerimizi önce benimki olmak üzere bitişik yazalım,
Nisasalih.
Görüldüğü gibi ortak olan hece “sa”dır.
Nisa-salih.
Ve şimdi de ortak olan heceyi atalım gitsin,öyle yazalım. Ondan zaten bir tane var.
Nisalih.
Bahsettiğim şey tam olarak bu. Bu da kanıtı olsun. Kimse düşünüp yorulmasın yani. (Nisa)

Ben de yazarım aslında, daha güzelini de yazarım. Ama, şey, bu güzel olmuş.

sessiz bir mektup

16 Şubat 2011, by salihozdemir No comments yet

Merhaba,

Benim adım Deniz, doğuştan sağır ve dilsizim. Dünyayı sizin kadar iyi tanımıyorum. Siz duyarken nasıl hissediyorsunuz bilmiyorum ama ben duymuyorum ve hiçbir şey hissetmiyorum. Hayatı, insanları, her şeyi görerek keşfetmekten sıkılmaya başlıyorum.

Tanrı’yı pek sevmiyorum. Geçen gün hoşlandığım çocuk ve en yakın arkadaşımla bir kafede oturuyorduk. Ellerimi kullansaydım o da anlardı, ben de kağıda yazdım; “Sesi güzel mi?” diye. Dur, hayır, sen bakma  diye bağıramadım; o da okudu. Ne kadar utandım biliyor musunuz?.. Beni bu kadar utandırdığı için Tanrı’yı sevmiyorum.

Çocukken hep bana iftira atarlardı. Öğretmenim merhamet eder, affederdi beni. Suçsuzken affedilmek ne kötüdür bilir misiniz? Sağır ve dilsiz olduğumu anlayıp okuma yazmayı öğrendikten sonra hayat biraz daha kolaylaştı. Çok ağladım, her gün ağlıyorum. Siz duymazken insanların söylediği her şey sizin hakkınızdaymış gibi hissedersiniz. Annem ve küçük kardeşim ben yanlarındayken neredeyse hiç konuşmazlar. Bazen erkek kardeşim yorulup pes eder, konuşur. Ben de yoruldum ve işte pes ediyorum ama konuşamıyorum.

Renkleri çok seviyorum. Belki de siz o kadar iyi farkedemiyorsunuz… Öyle güzeller ki siz ne derseniz deyin ben onların da birer sesi olduğunu inanıyorum.

En çok da annemin sesini duyamamak ve hiç duyamamış olmak üzüyor beni. Hem insan sesinin bile çeşitleri varmış; üzgün de olsa kızgın da olsa sadece annemin sesini duyabilmiş olsaydım keşke. Ben her ağladığımda o da ağlıyor.

Sizden bir ricam var, aslında bunu en başta söylemeliydim. Lütfen bu mektubu bir kez de sesli okuyun. Eğer bir ses tonum olsaydı sizinkilere benzerdi belki…

Salih’e bu mektubu bloguna yazması için gönderdim. Umarım beni kırmaz. Şimdiden ona ve sizlere çok teşekkür ediyorum.

Görüşürüz.

Zevkle yayınladım…

Kategoriler

  • Ben Ettim Sen Etme (1)
  • Benekli (4)
  • Beyin (4)
  • Bilgi (4)
  • Ciddi (12)
  • Diyalog (5)
  • Duygu (28)
  • Genel (2)
  • Gereksiz (22)
  • Gündem-Yorum (3)
  • Hatıra Defteri (6)
  • Mızmız (17)
  • Müzik (15)
  • Seyir Defteri (48)
  • Şiir (4)
  • Teknik (5)
  • Tırnak İçi (6)
  • Yasadışı Paylaşım (2)

Arşiv

  • Mayıs 2012 (5)
  • Nisan 2012 (9)
  • Mart 2012 (3)
  • Şubat 2012 (8)
  • Ocak 2012 (16)
  • Kasım 2011 (4)
  • Ekim 2011 (5)
  • Eylül 2011 (6)
  • Ağustos 2011 (16)
  • Temmuz 2011 (4)
  • Haziran 2011 (6)
  • Mayıs 2011 (6)
  • Nisan 2011 (10)
  • Mart 2011 (5)
  • Şubat 2011 (12)
  • Ocak 2011 (25)
  • Aralık 2010 (18)
  • Kasım 2010 (13)
  • Ekim 2010 (10)
  • Eylül 2010 (14)
  • Ağustos 2010 (15)
  • Temmuz 2010 (14)
  • Haziran 2010 (12)
  • Mayıs 2010 (6)
  • Nisan 2010 (8)
  • Mart 2010 (14)
  • Şubat 2010 (19)
  • Ocak 2010 (22)
  • Aralık 2009 (19)
  • Kasım 2009 (21)

Peşimi Bırakma

 Facebook Twitter YouTube Tumblr RSS E-mail

RSS Uçan Kurabiye

  • arkadaş edindim ! 22 Şubat 2012 Nü
  • Söyleniyorum işte. 20 Şubat 2012 Nü
  • Bizde niye yok? 16 Ocak 2012 Nü
  • Salih’e giderken. 13 Ocak 2012 Nü
  • Salih gelirken… 13 Ocak 2012 Nü
  • Adamlar ciddi. 12 Ocak 2012 Nü
  • aynen böyle söyledi. 11 Ocak 2012 Nü
  • Kendime. 10 Ocak 2012 Nü
  • Bir derdim var. 05 Ocak 2012 Nü
  • Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişini Kazanaaaaan… 22 Aralık 2011 Nü

Giriş

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

Hemen Ulaş

* Required field

Etiketler

0mü 0mü not sorgulama 19 mayıs üniversitesi not sorgulama ahtapot çizimleri ahtapot çizimleri etiketi balıklar balık ve insan arkadaşlığı benekli benekli denizde hikayesi benekli ve ceren bilmök 2012 foto salih ozdemir net hey hey hey hikaye insanlar light in babylon albüm light in babylon albüm indir light in babylon indir nazım not sorgulama omü omunot omü omü not omü not sorgulama omü not sorgulaması omü öğrenci sorgulama ondokuz mayıs üniversitesi pornolar pornosu porno .öğrenci room eleven salih in seyir salihin seyir defteri salih özdemir salih özdemir savaşın olumlu olumsuz etkileri samsun samsun da yağmur scarface süperonline ttnet XML ayrıştırma hatası: xml işleme komutu harici varlığın başında değil çocuk masalı ölüm pornosu indir öğrenci işleri şiir
Yazılar ve içerdiği düşünceler şahsidir ve fikir hürriyetiyle korunur. Hakları saklanamaz.