Çok güldüm buna. Şarkı aşağıda, mutlaka kulağınıza çalınmıştır bir yerlerden. Zira severim de, o ayrı.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Organizasyona 3 hafta kala yapılan bir erteleme duyurusu şu an içinde bulunulan durumun habercisiydi. Konuyla alakalı birkaç satırlık ciddiyetten uzak tamamen yüzeysel bir duyuru geçildi. Birkaç günlük muamma ardından bu duyuru silindi ve 4 günlük olarak tasarlanan kongre programı 2 güne düşürülerek eski tarihine alındı. Fakat bununla ilgili de herhangi tatmin edici bir bilgilendirme yapılmadı.
Dün geç saatlerde ayrıntılı bir duyuru geçildi, duyurunun içerdiğinde maddi sıkıntılardan ötürü programın daraltıldığı, resmi katılımcıların 3′ten 1′e düşürüldüğü ve bu katılımcıların 1 gecelik konaklamalarının organizasyon tarafından karşılanacağı yazıyordu.
Şu an farklı mecralardan(facebook, mail grubu) tartışmalar sürüyor. Her kafadan bir ses, yazılanları okumak sadece zaman öldürmeye yarıyor. Lafların içi boş…
Ege Üniversitesi’nde olan bu ve diğer aksaklıklar #egeuniversitesimagdurlari ve #susmaege tagları altında twitter’da dile getiriliyor.
Pek yorum katamıyorum mevzuya çünkü o boş laflardan ben de bir yığın edeceğim eğer yorum yapmaya kalkarsam.
Film karelerini altyazılarıyla beraber yayınlamak modası geçmeden ben de bir tane yapayım, koyayım, göstereyim dedim.
Sazlı sözlü!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Hikaye yazmam gerekiyor yarışma için. Mekik için bir şeyler yazmıştım, onu gözden geçirmem gerekiyor. Okumam gereken bir yığın kitap var, beni bekliyor. Samsun’a gitme vaktim gelmiş sanırım…
Dün akşam saatlerinde bir Garanti Bankası bankamatiğine gittim, kartsız işlem menüsünden sırasıyla, ödemeler-diğer ödemeler-üniversite,ösym-üniversite ödemeleri kısmandan 23 numaralı üniversiteyi, yani ondokuz mayıs’ı seçtim ve benden 8 haneli öğrenci numaramı istedi, yazdım. “yok öyle numara.” dedi. Binbir bedduayla tekrar denedim, aynı.
Bu sabah mühendislik fakültesinin öğrenci işlerini aradım, “böyle böyle.” dedim, “ya sen neden bankamatikten uğraşıyorsun?” dedi, öyle şaşırdım ki cevap veremedim. “içerden mi olacak?” dedim, “tabi, içerden yap.” dedi kapattı.
Gel de çıldırma.
(Mektup burada başlıyor.)
Ah canlarım, siz neyin peşindesiniz ben anlayamadım ki… Neyiniz var la sizin?! Duyuruda “tüm Garanti Bankası ATM’lerinde” diyorsun, gidiyorum, yapamayınca da “Sen çok yanlış gitmişin.” oluyor.
Bana “eski öğrenci numaralarıyla değil öğrenci not sistemine girdiğiniz bol sıfırlı numaralarla işlem yapacaksın.” desene. “Orada bir yanlışlık olmuş, 8 haneli değil 11 haneli” desene. Desene bunları! Beni neden saatlerce sıra bekletiyorsun. Kaloriferin yanında yayılıp yangında kurtarılma önceliği olan demirbaş bilgisayarlarla okey oynarken bana ahkam kesmek kolay oluyor tabi.
Tüm camia olarak karşıma çıksan, sana adres tarif etmem la bebe!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Benim iki tane Atari’m vardı. Daha doğrusu biz onlara ailecek ve arkadaşlar arasında ateri derdik, marka falan olduğunu da bilmezdik. Salıncak gibiydi, ateri işte.
atari kasedi
Bu kasetlerin takıldığı ateri benim son aterimdi, eminim sizin de öyledir çünkü bundan daha gelişmiş bir ateri benim çocukluk yıllarım süresince üretilmedi. Üretildiyse de Türkiye’de dahil olduğum maddi sınıftaki çocuklar tarafından oynanmadı. Bunun konsol kısmının fotoğrafını bulamadım internette. Daha doğrusu pek aramadım çünkü kasedi görür görmez siz neden bahsettiğimi anladınız… Mühim olan ikinci aterim değil, ilki!
ilk atarim
İşte! Televizyona bağlayıp oynadığım ilk konsol tam olarak bu. Birazcık araştırdım, aslında bu aygıt Atari 2600 serisinin bir nevi taklidi. Ve bundan sonra oynadığım konsollar da tabi ki orjinal Atari değildi. Çocukken bunu önemsemiyormuşum demek ki. Hala önemsemiyorum.
Bu da ilk konsolumda oynayabildiğim en komplike oyundu; Sneek’n Peek. Pacman falan vardı, severdim ama sıkılırdım. Fakat bu oyun bana çok büyükmüş, çok genişmiş gibi gelirdi. Yatağın altına falan saklanılabiliyordu, videoda oynayan adam becerememiş. GTA 3′ü oynadığım yıllarda yaşadığım “Oha adam istediği arabaya binebiliyor mu?!” sendromunu ilk kez bu oyunda tatmıştım.
Sanki çok uzak bir zamandan bahseder gibi, “Siz hatırlamazsınız.” triplerine girecek değilim, bu bahsettiğim en fazla 15 sene öncesidir. Fakat görüyorum ki geçirdiğimiz bu 15 sene teknolojinin kullanılabilirlik düzeyinin akıl almaz derecede geliştiği yıllar olmuş. Bir bina kadar büyük bilgisayarla bir oda kadar büyük bilgisayar arasında pek fark yok, kişisel kullanım açısından benim için ikisi de kullanışsız ve gereksizdir. Fakat teknolojinin Atari’yle beraber evime girmesinin ardından 15 yıl kadar kısa bir sürede kablosuz iletişim diye bir şeyin icat edilmiş olması, KOCAMAN BİR “VAY AMK” dedirtiyor insana.